Gündüzü bu kadar erken beklemiyordum. Gece çoktan terk etmişti mekânımı. Boşluğa süzülmüş güneş ışığında uçuşan tozlar her an burnuma doluşacakmış gibi hissettim. İçim daraldı. Akşamdan kalmaydım. İhtiyacım olan şey iyi bir sıçmık olabilirdi. Ve de bunu yapmak için biran bile gecikemezdim. Tuvalete koştum.
Sifon sesini duyduğumda artık rahatlamıştım. İç huzurum anlatılmaz derecede beni avuturken kanımdaki alkolün etkileri hala vücudumda uyuşmalara sebep oluyordu. Kendimi deliliğe vurup birkaç egzersiz hareket yaptım. Bu beni kendime getirmeye yetti. Ayak seslerimin yankılandığı odada birkaç tur atı ne yapacağımı düşündüm sonra. Meteliksiz kalmıştım. Birazdan karnım guruldamaya bile başlayabilirdi. Evde mideye indirmeye dair hiçbir şey yoktu bir parça ekmek ve dibinde iki yudum şarap kalmış şişe dışında. Ekmek şarap. Yüce İsa. İçime iman doldu birden.
Aç karınla beş parasız sokaklarda dolaşabilirdim. Güzel birkaç kadın görebilirdim belki. Nefesimi tutup kendimi kalabalığın ortasına bıraktım. Sokaktan aşağıya inerken küçük veletlerin parkta oynayışlarını seyrettim biraz. Her şeyden habersiz koşturuyorlardı. Hayat onlar için nasıl bu denli kolay olabiliyordu. Ya da benim için çocukluk pek anlam ifade etmiyordu. Fazla düşünmedim. Yoluma devam ettim.
Yaşlı insanlar gördüm, genç insanlar, çocuklar ve güzel kadınlar. Hepside aynı koşuşturmanın parçasıydılar. Nereye gidiyorlardı. Benim gibi amaçsız değillerdi. Gözlerindeki ivedilikten anlayabilirdiniz. Güzel bir kadın daha geçiyordu önümden. Havalı yürüyüşü herhangi bir erkeği baştan çıkarabilecek cinsten hani. Fakat yatağıma girdiğinde inlemeleri diğer kadınlardan farklı olmayacaktı. Yanımdan geçerken kokusunu bile umursamadım. Karnımın guruldadığını hissettim.
Yokuş olan sokakları tercih etmiyor, daha düz yollar seçiyordum kendime. Sürekli arka sokakları kullanıyordum. Geçtiğim her barın önünde birkaç saniye duraksıyordum. İstemsizdi bu duruşlarım. Giderek adımlarım bir öncesinden daha da kısalıyordu. Sanırım yoruluyordum. Sokaklar sallanıyordu gözümde. İnsanlar yok oluyordu. Yavaş yavaş gece oluyordu. Geç anladım.
Kendimi evimin önünde buldum. Tanıdık gelmişti zira yolun karşısındaki manav. Yapacak bir şey yoktu. İçeri girdim. Yine aynı oda, yine aynı sandalyeye tünedim. Nahoş bir gıcırtı gelmişti bile kulaklarıma. Önemsemedim.














Comments
tanidik 1 tanim bu malesef
--
yunus degil bunu diyen
kendiligidir soyleyen
mutlak kafir inanmayan
evvel ahir zaman benem
--
niniyeciñ onu bunu bize tamaşa aarek
*katılır*
*kadeh kaldırır*
--
niniyeciñ onu bunu bize tamaşa aarek
Previous PageNext Page